O Meşhur Soruya Cevap – V: “Yeni Ateizm” akımı nedir? Klasik Ateizm’den farklı nelerdir?
YENİ ATEİZM HAREKETİ – TÜRKİYE MANİFESTOSU
Merhaba arkadaşlar,
Çok önemli olan bu yazıma girmeden önce, bazı şeyleri önceden duyurmak istiyorum. Bu yazımda inananların inançların değinmeyeceğim ve yorumda bulunmayacağım. Sadece bilgilendirme amacıyla açıyorum ve Türkiye’deki Yeni Ateizm akımını tanıtmak amacıyla yazacağım. Halihazırda Dünya çapında yayılmaya ve insanları değiştirmeye başlamış olan bu akımın Türkiye’deki öncülerinden biri olarak (kendimi böyle saymakta bir sakınca görmüyorum ve çabalarımla bunu hak ettiğime inanıyorum, gerek sanal alemde, gerek gerçek hayatta) vereceğim bilgiler herhangi bir kaynaktan alınmamıştır, herhangi bir organizasyonla bağlantılı olarak oluşturulmamıştır, herhangi bir kişiyle bağlantısı yoktur. Bu hareketin genel hatları, tamamiyle benim gözlemlerim ve okuduğum kitaplardaki satır aralarının yorumlanması çerçevesinde oluşturulmuştur. Bu akımın Türkiye’de tanınırlığını arttırmakta kişisel amaçlar haricinde hiçbir çıkarım yoktur.
Siz okuyucuların sorumluluğundan bahsetmem gerekirse: Yapacağınız bütün yorumlar şu anda Dünya çapında yayılmış bir “inanç sistemine” yönelik olacaktır. Nasıl ki bizler dini tartışmaları ciddiye alarak uzun uzun ve enine boyuna yorum yapıyorsak, sizden de aynı hassasiyeti bekliyoruz. Bir önceki yazımda kullandığım karikatürü hatırlatırım: Saygı beklemek için, saygı göstermek zorundasınız.
Şimdi yazıma başlayabilirim:
Yeni Ateizm Akımının Tanımı ve Geçmişi
Yeni Ateizm akımı, temel olarak Richard Dawkins’in 2006 yılında yayımlanan “Tanrı Yanılgısı – The God Delusion” kitabıyla Dünya çapında yayılmaya başlamış, kökenleri çok daha eskiye gitse de ortada olmadığı için (veya farklı formlara ve uçlara gittiği için) önemsenmeyebilecek olan bir “inanç sistemidir.”
Günümüzde açık bir şekilde bu adı kullanan bir kitle olmasa da, isim yavaş yavaş yaygınlaşmakta ve geniş kitlelerce kabul edilir bir hale bürünmektedir. Yine aynı şekilde, Dünya çevresinde pek çok yazar, bu inanç sistemiyle ilgili kitaplar yazmaya başlamıştır, açık bir şekilde bu adı kullanmadan. Peki bu sistemin sınırları nelerdir? Onu az sonra göreceğiz.
Yeni Ateizm Akımının, Klasik Ateizm’den Farkı
Bildiğiniz üzere ateizm, Tanrı’nın kesinlikle var olmadığını ve dinlerin tamamen yanlış ve insan uydurması olduğuna inanan inanç sistemlerinin genel adıdır. Yüzlerce alt kolu olmakla birlikte, inanç düzeylerine göre farklı bölgelere ayrılabilir. Ateizm – Agnostisizm – Dindarlık skalası yapılacak olursa, Klasik Ateizm en solda, ateizmin en katı hali olarak tanımlanabilir. Tahmin edebileceğiniz gibi en sağda da köktendincilik yer alır. Bu kategorizasyonla ilgili yazımı şu bağlantıdan görebilirsiniz: http://probablynogod.wordpress.com/2010/09/24/inancin-ve-inancsizligin-seviyeleri/
Klasik Ateistler (köktenateistler) genellikle körü körüne ve bağnazca Tanrı’yı ve dinleri reddeden kimselerdir. Onlar için Tanrı’nın varlığı sorgulanamaz bile. Tanrı’nın var olmadığına emindirler ve inananları birer “ucube” olarak görmektedirler. Dinler konusunda da, Tanrı konusu gibi katıdırlar. Dinlerin kesinlikle insanlar tarafından yapıldığını bilirler ve insanları bu şekilde -onların tanımıyla- “saçma” yönlere yönlendirdikleri için inananların “Peygamber” dedikleri kişilere kin ve öfke duyarlar. Dini ve Tanrısal hiçbir imgeye inanmazlar.
Yeni Ateizm ise ilkesel olarak Klasik Ateizm’den çok farklıdır. Gelin şimdi Yeni Ateizm’in ilkelerine bir göz atalım. Böylece aradaki farklı kolaylıkla anlayacağınıza inanıyorum.
Yeni Ateizm Akımının İlkeleri
- Yeni Ateizm akımının en önemli ilkesi, “bilimsellik ve daima bilimselliktir“. Yani, Yeni Ateizm akımından biri, bilimin söylediği şeylerin ve bilimsel bulguların doğruluğuna inanır (buradaki inanç, hissiyata bağlı inançtan çok farklıdır; test edilebilir, gözlenebilir, denenebilir, vs.) ve bilimin açıklayamadığı şeyleri “şimdilik bilinmeyen” olarak nitelendirir ve bu bilgileri öğrenmeye yönelik çalışmalar düzenler ya da var olan çalışmaları destekler. Bilimin her dalı, Yeni Ateizm akımının ilgi alanıdır ve bilimsel tüm bulgular, Yeni Ateizm akımından olanlar için son derece değerlidir.
- Yeni Ateizm akımı, bilgiye ulaşmanın en güvenilir yolunun “bilimsel çalışmalardan” geçtiğini düşünür; felsefi olan ve bilimsel olarak desteklenebilecek diğer yaklaşımlar hariç geriye kalan tüm bilgiye ulaşma yöntemlerini, özellikle de “dini düşünceleri” tamamiyle reddeder. Dini düşünce ile doğru bilgiye asla ulaşılamayacağına inanır. Dinin “doğru bilgi” olarak gösterdiği bazı tek tük değerlerin, dinden kaynaklanmadığına inanır, zaten insanoğlunun bu değerlere dinden çok önceleri sahip olduğuna, dinin sadece bunları bünyesine katarak bir arada topladığına inanır.
- Yeni Ateizm akımı, dinlerin oluşumunun ve Tanrı’nın varlığının tek sebebinin insanın inanma (sığınma) ihtiyacı ve aidiyet hissiyatı olduğuna inanır ve yeryüzündeki istisnasız tüm dinleri ve Tanrı inançlarını bu düşünceye bağlar. Dolayısıyla Yeni Ateizm hareketi, dinlerin insanlar tarafından yaratıldığını bilir ve buna çok fazla şüphe duymazlar (çünkü elde çok güçlü kanıtlar vardır). Bununla ilgili ayrıntılı yazımı şu bağlantıdan görebilirsiniz: http://probablynogod.wordpress.com/2010/07/08/inanma-ihtiyaci-ve-aidiyet-uzerine/ Bu açıdan Yeni Ateizm ile Klasik Ateizm benzer olarak düşünülebilir.
- Yeni Ateizm akımı, Klasik Ateizm akımına kritik bir şekilde ters olarak, Tanrı’nın var olabileceği fikrine olasılık verir. Bu olasılık matematiğe dökülürse %1 gibi düşük değerler olsa da, “bilimsel bilgilerin kesin olmayışı ilkesi” sebebiyle her zaman tamamen yanılma ihtimalinin varlığının bilincindedir. Ancak elbette ki bu, Yeni Ateizm düşünüşünün bilimsellik niteliğinden kaynaklanmaktadır ve Yeni Ateizm akımından olan biri, en sağlam deneylerin ve tek bir sonucu destekleyen tüm verilerin de hatalı olabileceği (çok çok çok düşük ihtimalle olsa da) gerçeğini aklında tutar. Bu açıdan Yeni Ateizm hareketi Agnostik bazı unsurlar içerir diyebiliriz. Ancak Agnostisizm’den çok farklı olarak, genel olarak hayata tamamiyle şüpheci ve bilinmezci yaklaşmaz, hayat felsefesi bu değildir. Agnostisizm ile ilgili ayrıntılı yazımı şu bağlantıda bulabilirsiniz: http://probablynogod.wordpress.com/2010/09/24/agnostisizm-nedir-agnostisizmi-taniyor-musunuz/
- Yeni Ateizm akımı, bir üstte belirttiğim düşüncesinden dolayı, Tanrı inancının (dinler değil, sadece Tanrı inancı) insanın içinde saklı olması gerektiğine inanır. Bunu da çoğu yazımda sıklıkla belirttim, Tanrısı ile mutlu olan birine hiç kimsenin müdahale etmemesi gerektiğine ve edemeyeceğine inanır. Dolayısıyla Yeni Ateizm akımının Tanrı inancına ılımlı yaklaştığını söyleyebiliriz ancak dinler için aynı durum geçerli değildir (yine dinlerin insan yapımı olduğuna dair çok güçlü kanıtlar ve Tanrı’nın varlığına ya da yokluğuna dair somut kanıtların bulunmayışından ötürü).
- Yeni Ateizm akımı, dini bir tartışmaya giren bir dindarın Tanrı ile ilgili olan ve diniyle ilgili kendi düşüncelerini diğer insanlarla paylaşabileceğini ve paylaşmak istediğini ön kabul olarak kabul ettiğine inanır. Dolayısıyla bir tartışmaya sözlü ya da yazılı olarak giren bir inananın, diniyle ilgili ve Tanrısı ile ilgili tüm eleştirileri ve yorumları kabul etmiş olduğuna inanır.
- Yeni Ateizm akımından olan biri hiçbir şekilde, hiçbir batıl inancı ve doğa-üstü olguyu kabul etmez, bunlara inanmaz. Dolayısıyla dini pek çok olguyu ve dine bağlı olarak oluşan bütün “ispatlanamaz” olguları, “bilinmeyeni açıklayan bilimsel olmayan bilgi” olarak nitelendirir, gereksiz bulur ve reddeder. Bütün bu dini ögelerin, inançların ve hissiyatların karşılıklarının bilimsel ve mantıksal olarak bulunabileceğine inanır.
- Yeni Ateizm akımı yapısı gereği bilimi öncü aldığından “Scientology” gibi bilimi “din” kabul eden sistemlere de, diğer dinlere olduğu gibi ciddi bir şekilde karşıdır. Çünkü Yeni Ateizm akımından olan biri, bilimin hiçbir dogmayı ve sorgulanamazlığı kabul etmediğini bilir ve bilimin bile -bildiğimiz herhangi bir anlamıyla- “din” olarak kabul edilemeyeceğine inanır ve bunu bilir. Yeni Ateizm akımında bilim, kesinlikle din olarak kabul edilmez ve bildiğimiz anlamlarıyla dini hiçbir öğreti ve düşünce sistemini bilime uygulamaya çalışmaz!
- Yeni Ateizm akımı, susturulmayı ve sansürlenmeyi reddeder. Klasik Ateizm akımından zıt olarak Yeni Ateizm akımı, -tarihte neredeyse hiç görülmemiş olsa da- kanlı planlar kurmak ve dine silahlı ve insanlık dışı saldırılar düzenlemek yerine, her zaman hümanist ve insancıl bir şekilde, “düşünen canlılar” olduğumuzun bilinci çerçevesinde, olması gerektiği gibi tartışarak çürütme ve eleştirme yolunu seçer. Klasik Ateizm akımı gibi Tanrı’ya ve dinlere kin ve nefret duymaz. Burada sayılmayan ancak “insanlık dışı” olarak kabul edilecek hiçbir yöntemi (zorlama, savaş, saldırı, vb.) kendisine ilke edinmez. Ancak din tarafından baskılanmayı ve susturulmayı kesinlikle reddeder ve korkusuzca, bütün basın ve yayın/yayım organlarını kullanarak kendi fikir ve düşüncelerini diğer insanlara da aktarmayı ve tartışmak isteyen kimselerle tartışmayı uygun ve gerekli bulur. Düşüncelerin, susturularak değil, tartışarak doğru yola iletileceğine inanır.
- Yeni Ateizm akımı, din karşıtı terörist bir düşünce sistemi değildir. Yeni Ateizm akımı, 9. maddede de değinildiği üzere dini ve Tanrısal tüm konuların tartışılarak konuşulması gerektiğine inanır. Bütün tartışmalarında bilimselliği ve bilimsel tartışma / argüman üretme metotlarını kendine çizgi olarak alır. Dini tartışmaların anlamsız olduğunu düşünmez, sonuçsuz kalacağına inanmaz ve her tartışmada tarafların öyle ya da böyle kazanımla tartışma ortamından ayrılacağına inanır.
- Yeni Ateizm akımı, kendi içinde, daha önce de belirtildiği gibi varlığına ihtimal verse bile, tüm “yaradılışçı” iddiaları reddeder ve bir Tanrı’ya inanmaz. Hiçbir Tanrı ile ya da Tanrısal olgu ile bağı yoktur ve coğrafi ve etnik olarak çeşitlilik gösteren bütün dini ve Tanrısal olgulardan eşit uzaklıktadır, her birini reddeder.
- Yeni Ateizm akımı, biyolojinin en önemli bulgularından biri olan Evrim Teorisi‘ni, diğer bütün bilimsel gerçekler gibi kabul eder ve her birimizin evrimin “o kadar da” muhteşem olmayan sonuçları olarak görür. Ayrıca Yeni Ateizm akımı, evrenin insan için var olduğu (ya da var edildiği) iddiasını kesinlikle reddeder ve evrendeki sıradanlığımıza inanır. Evrein bize değil, bizim evrene ihtiyacımız olduğunu bilir! Evrenin (hatta Dünya gezegeninin) biz insanoğlu olmaksızın da varlığını sürdüreceğini ve bizim varlığımız ya da yokluğumuzun onun fiziksel, kimyasal ve biyolojik ilerleyişini hiçbir şekilde etkilemeyeceğini bilir.
- Yeni Ateizm akımı, dinlerin kesinlikle insan yapımı olduğuna inanır. Bütün dinlere eşit uzaklıktadır ve istisnasız hepsini reddeder. Kitaplı dinlerin kitaplarının insanlarca yazıldığına inanır ve bunun için kanıtlar sunmaktan geri durmaz. Dinin, var olma olasılığı oldukça küçük olan (düşük ihtimal verildiği için) Tanrı tarafından gönderilse bile, günümüzdeki anlayışın ve işlevinin önemli olduğuna inanır ve günümüzde dinin hemen hemen hiçbir fayda sağlamadığını; tam tersine bir silah olarak güçlülerce kullanıldığını bilir. Dinlerin ilk çıkış biçimleri ve sebeplerini önemsemeden günümüzde -ve tarihte- yol açtıklarını dikkate alır ve bunları önemser. Dinin, insanları tekdüzeleştirdiğine, monotonlaştırdığına ve sürüleştirdiğine inanır ve bu sebeple, daha önce de belirtildiği gibi her birini reddeder. İnsan hayatlarının dini düşüncelerle harcanmayacak kadar değerli olduğuna inanır.
- Yeni Ateizm akımı her zaman yükselmeyi ve bilimsel en üst düzeye ulaşmayı hedefler ve bu uğurda insanoğlu için en iyisinin yapılması gerektiğine inanır. İnsanlara zorla değil ama açıklayarak ve izah ederek neden dinlere ve Tanrılara ihtiyaçları olmadıklarını anlatmaya çalışır. Tartışmak isteyenlerle yukarıda belirtilen maddeler dahilinde tartışmaya girer ve görüşür. Hiçbir şekilde, hiçbir inanca, kimseyi zorlamaz ya da zorlanmasına göz yummaz.
- Yeni Ateizm akımı, kültürel ve ahlaki değerlerin kişilerin dinlere bağlı olmaksızın edindikleri kazanımlar olduklarına inanır ve insanların “iyi” ya da “ahlaklı” olmaları için bir Tanrı’ya ya da dini öğretilere ihtiyaç duymadıklarına inanır. Sadece “Homo sapiens” olarak şu anda Dünya gezegeninde dominant olan sıradan bir canlı olan insanoğlunun iyiliğini arzular ve sadece bunun için çalışır. Bu uğurda işe yarayabilecek olan tüm çalışmalara, projelere, araştırmalara ve geliştirmelere destek olur. Bu bağlamda Yeni Ateizm akımının mottosu: “Muhtemelen bir Tanrı yok! Dolayısıyla Tanrı’ya inanmayı bırakın ve iyilik için iyi olun!” olarak belirlenmiştir.
Yeni Ateizm Akımının Misyonu
- Bilimin gösterdiği şekillerde ve doğrultularda hayat ve “var oluş” ile ilgili gerçekleri bütün insanlara yaymak.
- Tartışmaya girmek isteyen bütün insanlara dinlere ve Tanrılara aslen ihtiyaçları olmadıklarını göstermek ve bu konuda tartışmalar düzenlemek, insanları düşünmeye yönlendirmek.
- Dinin maskesi altında insanları yalan yanlış bilgilere yönlendirerek, bilimi hiçe sayan ve yanlış ve yalan iddialarla kendi çıkarlarına hizmet eden kişilere karşı bir tavır almak ve onları bilimsel gerçeklerle susturmak, insanların akıllarını bulandırmalarını önlemek. (Örnek: Harun Yahya)
- Bilimsel Metotu kullanarak dinin “ilahi” olduğunu iddia ettiği bütün bilgileri bilimsel yöntemlerle açıklamak ve Tanrılaştırılan olguları Dünya’ya indirmek, bilimsel çerçevede sıradanlaştırmak, bunları insanlara göstermek, anlatmak, duyurmak, izah etmek.
- Bilimi, her ne olursa olsun, sonuna kadar desteklemek ve ilerleyişini sağlamak.
- İnsan sevgisini ve değerini, insanları aydınlatmayı hedefleyerek bunların bilgisini yaymak ve insanlara tek bir hayatımız olduğunu göstererek bunu en iyi şekilde yaşamalarını sağlamak.
- Yukarıda bahsedilen insancıl yollar dahilinde olmak şartıyla, Dünya üzerindeki bütün insanlara tek tek ulaşılarak (basın ve yayın organlarıyla) bu kişilerin bilgilenmek isteyenleriyle tartışmalara girmek, onları aydınlatmaya ve hayatla ilgili gerçekleri göstermeye çalışmak.
- İnsanları bizim “doğru olduğuna inandığımız şeye” inanmaya zorlaMAmak! Sadece onları düşünmeye ve alışageldiklerinin haricinde, farklı bir bakış açısından bakabilmeye sevk etmek. İnsanların inanmak istedikleri şeye mi, yoksa inandırılıkları şeye mi inandıklarını sorgulamalarını sağlamak.
- Ateizm ve ateistler hakkındaki kötü düşüncelerin asılsızlığını bütün insanlara göstermek ve hem ateizmin kötü bir inanç sistemi (hatta satanizm) olmadığını, hem de ateistlerin korkulacak, uzak durulacak, saldırgan, düşünmeyen (tam tersine!) insanlar olmadıklarını tüm insanlara göstermek.
- İnsanlık için, insanların faydasına, insanoğlunun iyiliği amacıyla ne gerekiyorsa yapmak ve yapılmasına destek olmak.
Genel hatlarıyla bu şekilde tanımlayabilirim Yeni Ateizm’i gönül rahatlığıyla. Elbette kendisini bu akımın içinden görenlerden bu maddelerin bir kısmına karşı çıkanlar olacaktır belki ancak genel hatlarıyla bütün Yeni Ateistlerin bu maddelere katılacağına eminim, bu sebeple onların adına konuşabiliyorum, yanlışım varsa affetsinler.
Zaten güzelliği de bu. Yoruma açık değil, ancak zaten yorumlanacak bir içeriği de yok. Bir ateistseniz, hayatı gördüğünüz gözlerdir sizin hayat felsefeniz, başkalarının doğrularıyla, başkalarının açıklamalarıyla öğrendiğiniz ya da size öğretilen şeyler değil.
Bilimdir öncü, dolayısıyla iddia olarak atılan istisnasız bütün bilgileri kendi evinizde bile (biraz paraya ve zamana kıyarak) deneyebilir, gözlemleyebilirsiniz. En kötü açarsınız konuyla ilgili tezleri, okursunuz ve ikna olursunuz. Olmazsanız da ya bilgileriniz eksiktir ya da o konu yeterince aydınlatılamamıştır bilim tarafından .Ve 2 durumda da sorunun çözümü vardır: Daha çok araştırmak ve daha çok deşmek konuyu. Hiçbir dogma yoktur. Hiçbir “Girilmez!” tabelalı sınır yoktur. Devasa evrenimiz, oyun alanınızdır. Size hiçbir bilgi dayatılmaz, edindiğiniz bütün birikim size aittir.
Bunlar ve bunlardan çok daha fazlası, sadece ve sadece benim gördüğüm faydaları. Bu akımın içerisinden ya da bu akıma benzer akımlardan olan arkadaşlarım eminim ki çok daha fazla fayda sayabilecektir.
Size ne olmanız “gerektiğini” söyleyemem. Ya da ne “olmamanız” gerektiğini. Sadece kendi fikirlerimi aktarabilir, kendi iddialarımı söyleyebilirim. Bundan sonrası her zaman olduğu gibi size kalıyor.
Çok da uzatmaya gerek yok, Yeni Ateizm konusundaki bazı başlıkları zaten daha önce ele almıştım ve derinlemesine izah etmiştim.
Unutmayın! Yukarıdaki maddelerin tümü, değişime açıktır. Siz, olmak istediğiniz kişi olabilmelisiniz inançlarınız konusunda. Dolayısıyla bu maddelerin Dünya üzerindeki -ben hariç- kimseyi bağlayıcılığı yoktur. :) Başka biri, başka maddeler sunabilecektir. Bu, inancın dayanaksızlığı ile değil, yoruma açık olmasıyla ve esnekliğiyle alakalıdır. Günümüzde bilinen klasik dinler penceresinden bakmaya ve algılamaya kalkarsanız eksik gelebilecektir ancak bu, sistemin eksik olduğunu değil, sizin bakış açınızın hatalı olduğunu gösterir. Demiyorum ki kusursuz bir sistemdir; ancak yer yüzündeki en orjinal ve özgürlükçü inanç sistemlerinden biri (oldukça nadirler) olduğu konusunda kesin konuşabilirim. Ayrıca tüm bu maddeler, evrendeki her şey gibi evrime ve doğal seçilime tabidir, zaman içinde yenilenebilirler, değişebilirler ve yok olabilirler.
Sadece bilgilendirme amacıyla açtım bu konuyu ve daha sonra, blogda derinleştireceğim bu maddeleri ve bu sayede artık din konusundan uzaklaşarak (çünkü yazarın dini inancını derinlemesine öğrenmiş olacaksınız) bilginin tek gerçek kaynağı olan bilime yönelebileceğiz ki bu da takipçilerimin beklediği bir şey diye düşünüyorum. Elbette din ile alakalı yazılarım devam edecek ama seyrekleşecek, bu kesin. :)
Saygılarımla.
I. Bölüm: http://probablynogod.wordpress.com/2010/08/08/ateistler-neden-din-ile-ilgilenirler/
III. Bölüm: http://probablynogod.wordpress.com/2010/06/17/matematiksel-imkansizliklar-uzerine/
IV. Bölüm: http://probablynogod.wordpress.com/2010/07/08/inanma-ihtiyaci-ve-aidiyet-uzerine/
V. Bölüm: http://probablynogod.wordpress.com/2010/08/10/yeni-ateizm-akimi/

Ben bir bilim adamı değilim, ama bilim adamları bilim’i dolayısıyla gerçekliği bu dünyaya hakim kılmak istiyorlarsa kuran ayetleriyle veya dinle ilişkili herhangi bir şeyle bilim yaptığını sanan insanlara meydanı boş bırakmamalılar.Bu anlamda, “Yeni Ateizm Akımının Misyonu”‘nu çok beğendiğimi söylemek istiyorum ve umarım bilimciler artık ben o adamla(örn:harun yahya) bilim konuşamam tribine girip, gerçekleri bir şaklabanın yanında söylememezliği bırakırlar. ProbablynoGod bu mücadelede bir bilimci olarak yolun açık olsun.
Selam yine ben bak bu aşşağıdaki yazıda senin kendi teorileri kendi inancını bir kelimenle yalanlıyorsun gerçek olğunu bildiğin bir şeyi inkar etmek yada bunu hakkında sayfalarca yazı yazmak bence çok saçma ben senin komşun olabilirm seni gerçekten seven bir aile bireyin olabilirim yada senden allah rızası için para isteyen biri olarabilir yada hiç kimse de olabilirim benim ne olduğumun yada kim olduğumun bir önemi yok benim isteğiminde bir önemi yok önemli olan ne biliyormusun bu ülkede bir sağ dedi diyeri sol milyon kişi oldü biri kürt dedi biri türk binlerce kişi öldü bir ateist diyecek diyeri dindar yine insanlar ölecek ve sen ey insan oğlu kimliğinden bile korkuyorsan sana diyecek kelime yoktur sandığın gibi bir dindar sana kıymaz neden biliyormusun çünkü bir kişinin hayatına son vermek bütün insanlığı öldürmekle eş deyerdir.benim inandığım bir kitap bunca bilim,teknoloji,felsefe,fizik,hakkında bunca bilgi verirken senin inandığın şeyin dilimi tutuldu ve soruyorum bundan 1400 sene önce gelen insan bir kitap yazsın ve içinde bunlar olsun sence bunu olma olasığı ne sence kaç bin cilt kitap okuması gerekir yada buna ömrü yetermi ben inanıyorum ki sen bunları okuyunca saçını başını yolacaksın yani ben sadece bir kişi bütün kurallara ve teorilere bir açıklama bir cevabı varsa dünyada ki 6 milyar müslüman sana neler demez hiç düşündün mü? Onuda geç hepimiz öleceğiz ya var olduğunu yok saydığın şey sana bu yazılarından dolayı hesap sorsa sana neler yapar hiç düşündün mü ? yok sen bunları düşünmezsiniz sana bir tavsiye vereceğim insan nefsi en çok mezarlıktan korkar bir sevdiğnin mezarına git ve düşün onunda düşünceleri sevdikleri hayata dair her seyi vardı.şimdi nerde açıp mezarını kazdığın zaman karşına kemikler çıkacak belki onlar bile yok olmuştur bu şu demek sana ibret olsun TOPRAKTAN GELDİN TOPRAĞA GİDECEĞİZ.Yapıp ettiklerinden vazgeç tövbe et Allah sandığın gibi değil çok af edicidir seni bağışlar çünkü Rahman ve Rahim dir.İsyan edip inkar etsen bile senin rızkını verir işte büyüzden varsın yoksa seni var eden seni yokda ederidi
Saygılarımla,
Probablynogod’s Blog · Yalanlara inanmaktan daha tehlikeli bir şey varsa, o da gerçeklere inanmamaktır.
WordPress.com’dan blog alın. Tema Structure, Organic Themes tarafından yapılmıştır.
Oyyy gerçeklikten bu kadar uzaklaşmamalı bir insan, gerçeklerden bu kadar uzaklaşmamalı.
Bu yorumunuzdan sonra size gelecekte cevap vermek konusunda çok daha fazla düşünerek hareket edeceğim.
Ben susayım, fotoğraflar konuşsun o zaman:
http://img27.imageshack.us/img27/2648/turandursun.png
http://www.hurriyet.com.tr/_np/3535/5913535.jpg
Bunları ve daha yüzlercesini, binlercesini tarih boyunca siz ve sizin gibi dindarlar, siz ve sizin gibi dindarların dinleri ve Tanrı’larının sözde emirleriyle yapıldı.
Hatırlatırım, sizin çok arzuladığınız gibi, dinin egemen olduğu bir dönem vardır insan tarihinde. O döneme biz bugün “Karanlık Çağ” diyoruz. Bunun tek sorumlusu sizlerin dinleridir.
Dinlerin getirdiği iyiliklerden maval okumayın bana. Dindarların Tanrı adına iyi olduğu hakkında maval okumayın bana.
Ateistler dindarlardan kat kat iyi niyetli insanlardır. Çünkü düşünürler, sorgularla, araştırırlar ve bilirler.
Bana tek bir ateistin dindarlar üzerine yaptığı cinayeti, baskıyı, vs. gösterebilirseniz, büyüksünüz. Ancak ben size, yüzlerce, binlerce dini vahşet görüntüsü gösterebilirim.
Din, tek kelimeyle bir “zehirdir”.
Ve sırf sizi gerçekliğe döndürmek adına, buradan da yazayım: Tanrı’nıza meydan okuyorum. Gerçekten varsa, gerçekten güçlüyse kendisini göstersin, bana müdahale etsin, ne bileyim, bu yorumu atmama engel olsun, elektrikleri kessin, kafama taş yağdırsın, vs. vs. O iyi bilir böyle şeyleri, Kuran’a göre. ;)
Ancak yapamayacaktır.
Tanrı’nızdan, onun var olma ihtimalinden veya varlığından korkmuyorum.
Zira sizin nöronlarınızın derinliklerindeki hayallerden öte bir şey olmadığını adım gibi biliyorum.
Sevgilerimle.
Not: İlk cümlemde dediklerimde ciddiyim, gerçekten realiteden çok kopmuşsunuz, bu çok tehlikeli.
yukarıdaki maddelerin neredeyse hepsine ben de katılırım, ben %1 lik kısımdayım:) ama zaten bunların hepsi olması gereken şeyler sen yeni keşfetmişssin gibi yazmışsın… aslında dürüstlük olması gereken bir şey ama hırsızlığın cok oldugu yerde erdem haline geliyor
%1′lik kısım derken ne kastettiğinizi tam olarak anlayamadım, açıklarsanız sevinirim.
Elbette bunların hepsi olması gereken şeyler ancak bunu çoğu insan görememekte. Bunu gören azınlıkta olduğunuz için kendinizle gurur duymalısınız, belki de %1′den kastınız buydu.
Ben yeni bulmuş gibi yazmadım, sadece var olan şeyleri bir düzene soktum, yoksa ateistlerin hemen hemen tümü bu ilkeleri kabul edecektir. Yeni bulgu gibi bir iddiam yok yani. :) Yanlış anlaşılmasın.
“4.Yeni Ateizm akımı, Klasik Ateizm akımına kritik bir şekilde ters olarak, Tanrı’nın var olabileceği fikrine olasılık verir. Bu olasılık matematiğe dökülürse %1 gibi düşük değerler olsa da, “bilimsel bilgilerin kesin olmayışı ilkesi” sebebiyle her zaman tamamen yanılma ihtimalinin varlığının bilincindedir”
Ahh, şimdi anladım. :)
Elbette, her zaman bilimsel olmak durumundayız, bizler en nihayetinde bilim insanlarıyız. Tanrı fikri bir görüştür, çeşitli -sağlam olmayan- dayanaklara dayandırılarak ileri sürülmüştür. Her ne kadar eldeki tüm bilimsel bulgular Tanrı’nın yokluğunu işaret etse de, her zaman bilimin gözünden kaçan bir durum olabileceği gerçeğini unutmamamız gerekir. Bu da bizi %1 dahi olsa Tanrı’nın var olmasına ihtimal vermeye zorlar. :)
Güzel bir yazı. Tebrik ederim.
Birkaç yapıcı eleştirim var. Bunları bir saldırı değil de yazıyı daha da geliştirme amaçlı olarak algılarsanız sevinirim.
Öncelik, yazıda rastladığım, ateizmin ” “inanç sistemi” ” olarak yorumlanması. Tırnak işaretleri bir ironi anlamı içeriyor olabilir. Fakat değilse şöyle bir problemle karşılaşırız ki, ateizm bir “inanç” sistemi değildir. Bir inançsızlıktır. Tıpkı yargıdaki “aksi ispatlanana kadar herkes suçsuzdur” olarak yorumlanan masumiyet karinesi gibi, veya bilimdeki “aksi ispatlanana kadar hiçbir teori kabul edilmez” ilkesi gibi, ateizm de aksi ispatlanmamış olduğu için inanç sistemlerini reddeden olağan (default) kavramdır. Keza inanç kelimesi dahi yanlıştır.
İkincisi, ki “Yeni Ateizm” kavramını bu yazıdan öğrendim, klasik ateizmi sadece “din düşmanlığı”‘na indirgeyen yaklaşımdır. Tanrı düşmanlığı ateizm değildir, keza kendi içerisinde bir tanrı kabulü barındırır (varlığını kabul etmediğiniz şeye düşman olamazsınız, sözde kabul ettiğinizi söyleseniz de söylemeseniz de), inançları reddetmeyle bağdaşmaz. Bu sebeple klasik ateizm oldukça küçümsenmiş. Ateizm klasik veya yeni olsun, bilimsel yaklaşımı yegane cevap kaynağı olarak gören yaklaşımdır ki yazıda maalesef sadece “Yeni Ateizm”‘in sahip olduğu bir özellik olarak bahsedilmiş.
Fakat genel olarak güzel bir yazı. Tebrikler…
Öncelikle yorumunuz için çok teşekkür ediyorum. Oldukça yapıcı olduğunu söyleyebilirim.
Evet, o tırnak işaretlerini bir ironi yaratmak istediğimi belirtmek için koydum. Ancak şöyle de bir durum var: İnsanoğlu yapısı gereği bir şeylere inanma ihtiyacı duyar, malesef ki atalarımız doğadan korkmuş ve Tanrılar yaratma eğiliminde olmuş, mental sağlığını korumak için. Ve her zaman hayal gücü daha geniş, inancı daha kuvvetli olanlar hem mental olarak, hem de normal hayatlarında daha avantaj sağlamışlar; sıfırdan gelişen bir beyinle etrafını algılamaya başlayan ilk insansıların çektiği sıkıntıları hayal edebiliyorum. Sonuç olarak belirli bir zamana kadar inanç sahibi olmak, gerçek olmasa bile “nihai” bir şeylere inanmak, vahşi hayatta insana avantaj sağlamış. Günümüzdeki “inanç ihtiyacı” da bundandır. İnsanlar farklı farklı şeylere inanırlar: Takımlarının şampiyon olacağına, lotoyu tutturacağına, Tanrılara… Ateistler, en azından Yeni Ateizm akımı içerisinden olanlar ise “gerçeklere” inanırlar. Bu da bir inançtır, ancak boş bir inanç değildir; “inanç” denince akla gelen kavramdan biraz farklı anlam içerir. Bir metodu vardır (bilimsel metot). Dayanak noktaları vardır, çürütülebilirdir, vs. Ancak bilim insanları olarak “inanç” kavramına bile tarafsız bakabilmeliyiz. Ve bu bağlamda, “gerçeklere inanç” demek olan “Yeni Ateizm” de, en nihayetinde bir “inanç” olarak görülebilir, ancak sıradan inançlardan çok farklı olduğu da aşikardır. “Yeni Ateizm” ve “Diğerleri” olarak ayırmak, oldukça kolay ve doğru olacaktır. :)
Öte yandan Klasik Ateizm kalıbından kastım “Fundamentalist Ateizm” idi aslında. Bu kişileri ise çevremizde görmek mümkündür: Bunlar saldırgan bir şekilde ateistlerdir, dindarlardan nefret ederler ve onlarla dalga geçerler, Tanrı fikrini aşağılık bulurlar ve inananları küçümseme, aşağılama eğilimindedirler, vs. Zaten muhtemelen bu tanıma uymayan bir ateist, ister istemez Yeni Ateizm’e dahildir ya da en azından benzer düşünceler taşımaktadır. Bu bağlamda aslında tüm ateistleri bir kalıp altında toplamak istemediğimden, köktenateistlere “Klasik Ateizm” dedim. Bir yanlış anlaşılma olduysa, böylece düzeltmiş olayım. :)
Tekrardan yorumlarınız için çok teşekkür ederim.
En içten saygılarımla.